Temmuz 2016
Cannes
Fransa’nın Akdeniz kıyılarının en bilinen şehirlerinden Cannes’a gittiğimiz gibi kendimize denize girebileceğimiz uygun bir plaj aramaya başlıyoruz. Bodrum Beach Clublar sizin olsun, Cannes halk plajı forever! Upuzun sahil boyunca biraz yürüdükten sonra bir yer bulup aralarına çakıl taşları karışmış incecik kumlara havlularımızı seriyoruz. Neticede halk plajı burası, olsun o kadar.
Cannes’da gezip görülecek yerler nereleri derseniz, bilmiyorum. Denize girip akşama kadar güneşlenmek dışında hiçbir şey yapmadım çünkü burada. Bir ara yüzmekten sıkılıp yaklaşık 20 Euro gibi bir fiyata 5-6 kişi bir kano kiralıyoruz. İlk dakikalarda kanomuzla neredeyse kıyaya vurup insanlara ufak çaplı bir kriz yaşatmış olsak da sonra yine açılmayı başarabiliyoruz. Kürek çekmekten bitap düşünce, dışarıda üşüdüm bahanesiyle sulara atlayıp kanoyu arkadaşlarıma bırakıyorum.
Bu arada “halk plajı forever!” dediğime falan bakmayın. Halk plajı, Cannes’da bile olsa halk plajı. Tuvaletlerin epey uzak bir mesafede ve leş halde olduğunu düşünürsek, insanların kolay olan yolu seçebileceğini de unutmamak lazım. Ben bir hata yapıp denize lenslerimi çıkarmadan giriyorum ve gözüm mikrop kapıyor, sonraki bir hafta boyunca kızarık ve ağrıyan gözlerle dolaşmak zorunda kalıyorum. O yüzden aman dikkat.
Duşumuzu alıp plajdan ayrıldıktan sonra sahil boyunca yürüyüp bir yandan etrafı keşfediyoruz bir yandan da yemek yiyebileceğimiz bir yer arıyoruz. Cannes’da restaurantlar pahalıdır, ne yenir ki orada diye düşünenler için, epey yiyecek seçeneği bulunan yol üstündeki büfelerden de bir şeyler alabilirsiniz. Şayet biz öyle yapıyoruz ve hiç de fena değiller.
Yemek yedikten sonra sahil boyunca yürüyüp etrafı keşfetmeye devam ediyoruz. Cadde üstünde sık sık müzik ve dans gösterilerine rastlıyoruz.
Akşama doğru hava serin oluyor burada. Diyeceğim o ki Cannes’da da olsanız akşam saatleri için üzerinize ince bir üst almanızda yarar var.
