Temmuz 2016
Monaco
Vatikan‘dan sonra dünyanın en küçük 2.ülkesi sayılan, kumarhaneleriyle ünlü, zenginlik denince akla gelen ilk yerlerden Monaco…
Monaco gezimize Monaco-Ville‘den başlıyoruz. Şehri tepeden görebileceğimiz bir noktada otobüsümüzden iniyoruz. Zaten daha otobüsün içindeyken her viraj dönüşünde karşılaştığımız muhteşem şehir manzarası sizi oldukça heyecanlandırıyor, bir an önce inip gezme hissi uyandırıyor. 🤩


Bu manzarada saatlerce vakit geçirilebilir. Deniz kıyısı neredeyse tamamen yatlardan oluşuyor, denizi çevreleyen yüksek binalar da şehrin meşhur manzarasını tamamlıyor.


Bundan sonra Monte-Carlo‘ya yol alıyoruz. Dünyanın her yanından turiste rastlayacağınız sokakları temiz, sakin ve lüks bahçeli evlerden oluşuyor. Evler zaten adeta tablodan fırlamış gibi. Hafif bir Adalar evlerini anımsatıyor bana. Ve tıpkı oradaki evlerin önünden geçerken olduğu gibi, burada yaşasam nasıl olurdu diye düşünüp kendinizi boş bir heyecan içinde bulmanız olası. 🤑


Özel bir ismi var mıydı hatırlayamadığım büyük bir bahçeye giriyoruz. Ağaçların çiçeklerin yeşilin ve tabi ki manzaranın bolca olduğu bir bahçe burası. İçinde koca koca balıkların olduğu bir de süs havuzu var.

Ayrıca bahçenin en dikkat çeken eseri ise bu gördüğünüz romantik, bana biraz da hüzünlü gelen bu heykel.

Kumarhanenin kalbi Monte-Carlo’dayız.

Her bir yanı binalarla kaplı meydanda ilk dikkatimizi çeken pek tabi Casino oluyor. 18 yaşından büyük herkesin ücret ödemeden girebileceği Amerikan Oyunları Kumarhanesi, Casino binası yanında bulunuyor.



Meydanın bir diğer dikkat çeken binası Hotel de Paris. Bölgenin en lüks ve en pahalı oteli. Zaten başınızı çevirdiğiniz her yerden lüks bir şeyler gözünüze ilişecek ve bir yerden sonra nereye bakacağınızı şaşırıp yorulacaksınız.


E tabi dünyaca ünlü markaların mağazalarını da fazlasıyla göreceksiniz burada.

Sahile inerken denk geldiğimiz bir kumar salonunda arkadaşımızın yanlışlıkla makinaya tüm parasını kaptırmasıyla elimizdeki jetonları bitirene kadar iyi eğleniyoruz. Kendisi pek eğlenememiş olsa da. :)))
Dev palmiye ağaçlarının arasında deniz boyunca yürüyoruz. Yürürken yerlerde zamanın ünlü futbolcularının ayak izlerinin olduğu hatıraları da göreceksiniz.



Son olarak da plaja ulaşıp bir günlük Monaco gezimizi bitirmiş oluyoruz.
