Venedik

Temmuz 2016

Venedik

 
Ulaşımın arabalar yerine gondollarla yapıldığı, kanallar şehri Venedik…

Akşam üzeri varıyoruz şehre. Aşırı sıcaktan bunaldığımız için, vardığımız gibi birer dondurma alarak biraz serinlemeye çalışıyoruz. Yollar o kadar kalabalık ki, dondurmalarımızı gezerken yememiz pek mümkün olmuyor. Özellikle ara sokaklara girdiğinizde insanlarla çarpışmamak için ekstra bir özen göstermeniz gerek. Kanallar şehri olduğundan yolları birbirine bağlayan bir sürü köprü mevcut. Buralarda dolaşanların çoğu turist olunca, köprülerde fotoğraf çekinmek için duran yoğun bir insan trafiğine maruz kalıyorsunuz.

 

 
Asıl yoğun olan bu bölgeyi atlatınca biraz daha sakinleşiyor sokaklar. Sokaklarda bir sürü hediyelik eşya satan mağaza, çeşit çeşit dükkan mevcut. Dükkanlar genellikle her turistin dilinden az çok konuşup ürünlerini satmaya çalışan farklı ülkelerden göçmüş insanlar tarafından işletiliyor.

Dilerseniz 50 Euro gibi bir ücret karşılığı gondolla da gezebiliyorsunuz şehri. Özellikle aşıklar bayılıyor böyle gezmeye. Kadın, erkek yan yana oturur ve el ele, diz dize şehri gezerler :))) Tabi ki arkadaş gruplarıyla binip dolaşanlar da var. Bizse sokaklarında kaybolmayı tercih edenlerdeniz.

 

 
Piazza San Marco – San Marco Meydanı’na varıyoruz geze geze. Venedik’e gelip de bu meydanı ziyaret etmemek olmaz. Meydandaki gösterileri izlerken epey vakit geçiriyoruz burada.

 

 
Romantizmin şehri Venedik’te, bir de evlilik teklifine denk geliyoruz. Meydanın ortasında dizlerinin üstüne çöküp kıza ani bir şok yaşatan romantik abimizin teklifi kabul ediliyor tabi ki. Çevreden ıslıklar, alkışlar…

Meydandan ilerledikçe turistlerin yoğunlukta olduğu yerlerden uzaklaşıyorsunuz ve ortalık da tenhalaşıyor haliyle. Kordonda çok şık cafe restaurantlar mevcut. Ve kordon boyunca da hediyelik eşya satan bir sürü tezgah göreceksiniz. Bu tezgahlarda çapkın genç İtalyanlara rastlayabilirsiniz, haberiniz olsun. Turistlerle sürekli haşır neşir olduklarından mıdır, İngilizce’yi de iyi biliyorlar.

 

 
Evler üst üste, sokaklar daracık. Bu şehir tatil için, kısa seyehatlar için çok güzel ama bir ömür geçirilebilecek bir yer değil bana göre.
Dar sokaklardan sonra geniş diyebileceğimiz meydanlara çıkarıyor bizi bazı yollar. Buralar genelde insanların yaşadığı yerler olduğundan sokaklarda top oynayan çocuklara, banklarda oturan sohbet eden insanlara rastlıyorsunuz.

 

 
Bazı evler dışarıdan o kadar tatlı ki, İtalyan filmleri izlediyseniz bilirsiniz, apartman daireleri farklı bir tarzda döşelidir, farklı bir havası vardır. Bunlar da aynı öyle ve elimde olsa içlerine girmek çok isterdim.

 

 
Ara sokaklarında neredeyse kaybolduğumuz şehirde, navigasyon yardımıyla bir şekilde yolumuzu buluyoruz. Kordonda bir banka oturup hem karanlıkta şehrin ışıklarıyla renklenen manzarayı izliyor, hem de bir şeyler atıştırıyoruz.

 

 
Zaten akşamdan sonra kapayan hava, bundan sonra artık yağmura çeviriyor ve bardaktan boşalırcasına yağan yağmura şahit oluyoruz Venedik’te.

Kendimizi açık bulduğumuz bir cafeye atıyoruz ve yağmur hafifleyince de bir sonraki durağımız Roma için yine yollara düşüyoruz.

 

 

~